Sultan yol vermezse, eşkıya kervan basmaz! VARTO’DA DOĞA KATLİAMINA DUR DE!

Gülsen Feroğlu
6 görüntülenme

Osmanlı’dan bugüne bu diyarda; devletin hayatı zindan eyleyen kararlarına, Kürt, Zaza, Alevi, Ermeni yaftasıyla “öteki” bellettiklerinin yaşadığı coğrafyayı “düşman hattı” saymasına; “eşkıya, terörist barınıyor” diye bombalanan dağlara, yakılan ormanlara, boşaltılan köylere seyircilikte; binlerce kişinin öldüğü depremlerde günlerce yardımın gitmemesine, çocukların kefensiz, yıkanmadan gömülmesine sebep  yıllarca yolun, suyun, elektriğin esirgendiği; deprem önleyici tedbirlerin alınmadığı;

düne kadar yüzüne bakılmayan, adı haritalarda unutulan; doğduğum köy Kasman’ın da içinde bulunduğu; kimyasal tek bir kalıntının düşmediği köylerimize ait o bakir topraklarımız… avuçlayıp buz gibi suyunu içtiğimiz o berrak derelerimiz… güzelliğini görmediğiniz için tarifine ifademin yetmediği, bin bir çiçeğin açtığı, nefes aldığımız yaylalarımız… ne oldu da aniden uluslararası şirketlerin “radarına” girdi?

Tam da “Terörsüz Türkiye!” siyasetine geçit verilmişken, yıllardır mahrumiyetle terbiye edilen toprakların, bugüne kadar umurunuzda olmayan hangi “cevheri” iştahınızı kabarttı?

Bilimsel raporlar haykırıyor: yapılması planlanan “Jeotermal Arama Sondajı”, doğaya sıkılacak bir kurşun; açığa çıkacak hidrojen sülfür (H2S) gazı, arsenik ve ağır metal riski; sadece yer altı sularımızı zehirlemekle kalmayacak, tarımı, hayvancılığı, bölge florasını ve en önemlisi insan sağlığını geri dönülemez bir yıkıma sürükleyecek. Ama ne gam!

Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak, son yirmi yıldır “maden arama” kisvesi altında Kazdağları’ndan Cerattepe’ye talan ve tahrip edilen bu “güzel ve yalnız ülkenin” el değmemiş son sığınaklarına, Varto’nun köylerinin topraklarına göz dikilmesine de ses çıkarmazsak,

yarın zehirden arınmış bir nefes, kana kana su içilecek temiz bir dere, gölgesine sığınılacak kadim bir orman…bir ağaç bulamadığımızda; betonun ve metalin ortasında her şey için  geç…işte o gün, bu pervasızlıklara sessiz kalmanın yalnızca bir ‘mühendislik’ hatası değil, bir ‘adalet ve yönetim’ meselesi olduğunu fark etmenin de  hiç kimseye bir faydası olmayacaktır.

 

Bu mücadele… bu kavga yalnızca Varto’nun ırmakları ve Kasman deresi özgürce çağlasın diye değil; talanın izini taşıyan Akbelen Ormanı’nın suskun zeytinleri, yarası açık Kazdağları, Cerattepe ve yasın gölgesindeki İliç için de, bir haysiyet çağrısı; hafızanın ve vicdanın sesidir.

13.yüzyılda yaşamış Sadi-i Şirazi, “Sultan yol vermezse eşkıya kervan basmaz!” demiş ya, peki dün de “ferman Padişahınsa, dağlar bizimdir!” diyen kimdi?

Doğaya,  Varto’nun, köylerinin suyuna; geleceğimizin mirasına dokunma!

 

Rukiye-Gülsen FEROĞLU

28.02.2026

You may also like