Ahhh anneannesinin bir tanesi; teyzesinin kuzusu; Ahhh benim babam;
Toprağa verdiyseniz evinizden birini; bir tabak eksildiyse sofranızdan, bir ses sustuysa odalardan …
oyuncaklarını, kalemlerini, atletini, tişörtünü, fotoğraflarını, duvara asılı hırkasını görürsünüz ya…
o oyuncağın, o tişörtün, o hırkanın duruşu, o fotoğraflarda donup kalan ama yaşanmış anlar kalbinize oturur, ciğerinizi söker alır ya….
Sonra…belki…ölüm haberleri, o ilk kaybedişteki gibi acıtmazken, zaman her döndüğünde, yeniden yaşanan, tekrarlanan her bayram, her özel gün gibi;
her yılbaşı süsü, her ışıl ışıl pencere Can’oyu, “bu kız niye alıyor bu çiçeği bilmem, top top etrafa saçılıyor, kirletiyor” şikayeti “Kokina”da, hatırlatıyorsa babanı; sızlıyorsa kalbin, acıyorsa biteviye…
ve ölüm, girdiği her evde geride kalanı yarım bıraktığından; teselli yüklü, mantıklı cümleler kifayetsizken, tatlı yavrum, benim babam…
yoksunuz ya ne hayat… ne yılbaşları
asla eskisi gibi keyifli, umut dolu olmayacaktır…
31.12.2025
